Blog

 

Pasifik Geçişi 15. ve 16. günler / 12.09.2018

 

 

15. GÜN : 09.04.2018

Konumumuz : 06*50’642 S / 114*01’103 W

 

     Gece boyu canlı esen rüzgar yine aynen devam ediyor. Rüzgar canlı olunca doğal olarak dalgalarda büyük oluyor. Rüzgar şuan 15-20 knot aralığındadır sanırım. Geniş apaz yol alıyoruz. Yelkenlerimiz full açık. Hızımız 7-7.5 knot aralığında. Dalga boyu 2-2.5 mt civarında. Denizin üstü kuzucuklarla kaplı bir şekilde.

     Günlerdir kuşlar hariç hiçbir şey görmüyoruz. Şikayetçi de değiliz. Zira çevremizde birilerini görünce nöbetler çok daha zor hale geliyor bizim için. Çevrede tekneler görmeye başlayınca gece boyu sürekli çevreyi izleyip bir şeyler görmeye çalışıyoruz. Tabii ki de bu şekilde daha fazla yoruluyoruz. Şimdi buralarda hiçbir şey yok diye özellikle geceleri çok daha rahatız.

     Arıza namzetleri arasına iki buzdolabımızdan biride girdi. Alet çok güzel soğutuyor, ama sürekli çalışıyor. Gece boyunca sigortasından kapattım. Şimdi takibe aldım. Eğer gerçekten sürekli çalışıyorsa, bu dolabı sadece motor çalışırken çalıştıracağım. Bu şekilde fazla enerji harcamasının önüne geçeceğim. Bu dolapta günlük ihtiyaçlar, sebze, meyve ve içecekleri tutuyoruz. Çok kullanılıyor ama motoru bir günde iki saat çalışsa da oluşan soğukluk bizim için yeterli olur. Tamirci bulduğumuz bir yerde baktırırız artık. Buzdolabı yedek parçası elimizde pek yok. Dolayısıyla yapabileceğim hiçbir şey yok. Sadece Kanada’lı arkadaşımız Paul, bir tane ana kart hediye etmişti bize. O var elimizde. Eğer sorun orada ise onu değiştirir, çözerim. Zaten sorun ya ana karttandır, ya da termostat’dan. Zira her şey doğru çalışıyor.

     Bu teknecilik nasıl bir şey, her sorundan az da olsa anlamak zorundasın. Yoksa işin tamircilere para kaptırmakla geçer. Zaten teknecilik işinde konuşulan paralar normalin 4-5 kat üzerinde oluyor. Bir de varacağımız yer olan Markizler’i düşününce, herhangi bir arızam olsun kesinlikle istemiyorum. İnşallah olmaz da, orada her şeyin çok pahalı olduğunu herkes söylüyor ve okuyoruz da zaten.

     Buzdolabı konusunda inşallah ben yanılıyor olurum. Birkaç saat kontrol altında tutacağım, akşamüstü sonucu size de yazarım.

     Evet iki saattir takip ediyorum. Alarm durumu sonlanabilir. Zira alet ayarlanmış olan derecelerine gelince otomatik olarak kendini durdurdu. Yani yapması gerekeni yapıyor. Ebru daha önce dolabın ısı ayarını bir miktar düşürmüş. O ayarı tekrar yapınca her şey yoluna girmiş oldu. Markizler de buzdolabı işi ile uğraşmayacağım için rahatladım. Şimdi sadece bir sorunumuz var, o da jeneratörün çalıştırılması. O iş için demirleme zamanını bekleyeceğiz, başka çare yok. Demirlediğimiz zamanda dikkat edeceğimiz şey köpek balıkları. İlk demir yerimiz kısmetse Fatu Hiva olacak. Bu demir yeri için Ekrem İnözü abim kitabında “köpekbalığı korkusu yüzünden su altı temizliği yapamadık” diyor. Yani köpekbalıkları varsa burada suya giremeyeceğiz demektir. O demir yerinden sonraki demir yerimiz 40 mil mesafede ki Hiva Ova adası, bende orada denerim artık.

     Buzdolabı işi ile uğraşırken, buzdolabı kapaklarının üzerine ısıyı koruması için izolasyon malzemesi koymayı düşünüyorduk. O işi de hallettik. Hani şeffaf naylondan kalın cam gibi masa örtüleri vardır ya, işte onlardan vardı elimizde. Bazen salondaki yemek masasının üzerine koyuyorduk. Onu kesip biçtim tam buzdolabı kapaklarının üzerine göre oldu. Bayağı bir izolasyon yapacak diye düşünüyorum. Aslında bizim dolaplarımızın izolasyonu iyi ama fazladan korumuş olmamızın da hiçbir zararı olmaz sanıyorum.

     Saat 17.00, rüzgar iyice kıç tarafa kaydı. Cenova’yı gönder ile ters tarafa bastık. Teknenin hızı hissedilir oranda arttı. Bu şekilde yaptığımız seyirde eğer teknenin üzerinde yeterli hız varsa teknenin salınımları çok rahatlıyor. Aküler için 16.30 da motor çalıştırdık. Full arma yelken ve 1800 devir motor ile tekne şimdi 8.5 knot hız yapıyor. Uçuyoruz anlayacağınız.

     İki saat motoru çalıştırıp kapattık. Güneş batmak üzeri, Cenova’yı 3 tur camadan anayelkeni ise 2 tur camadanla sarıp geceye hazırlandık. Dün gece havanın estiği saatlerde anayelkenimiz biraz büyük olduğu için hızımız çok artmıştı. Bu gecede aynı şey olur diyerek, gece yapacağımız işi şimdiden yapmış olduk. Bu şekildeki yelken kombinasyonu ile 5.5-6 knot hız yapabiliyoruz. Allah bereket versin.

     Akşam 22.00 de yatmaya gittim. Çok geçmeden Ebru’nun seslenişi ile uyumadan dışarı çıktım. Her tarafımız balıkçı çakarları ile dolu. Yaklaşık bir saat evvel AIS’de bir tekne fark etmiştik. İsmi ve cismi belli değildi. Artık cinsi tarafımızdan tespit edildi. Gördüğümüzde 6.7 knot hızla hareket haldeydi. Balıkçı olabileceğini tahmin etmiştik. Ama çakarlarının bizim önümüzde olabileceğini tahmin etmemiştik. Çakarlar tam pruvamızda iskele sancak boyunca uzanıyor. İlk başta dışına çıkabilir miyiz diye iskele yapıyoruz. Ama biraz gidince yeni çakarlar ortaya çıkıyor. Bundan kaçamayız diyerek iki çakarı ortalayıp, aralarına dalıyoruz. En büyük güvencemiz boy salma(long kell) olmamız. Bir şeye takılırsak sadece salmanın altına sürter geçeriz diyoruz. Ama sonrada rüzgar dümenin palası aklımıza geliyor. Zira salmadan kurtulan ağ ya da her neyse direk olarak rüzgar dümeninin palasına takılabilir. Tam çakarların hizasına gelince nefesleri tutuyoruz…………… ohhh geçtik. Gece gece bir sürü uğraşmak vardı şimdi. Rahatlamış bir şekilde kamaraya geçip uykuya dalıyorum. Çok geçmeden vinç sesi duyup gözlerimi açtım. Ebru’ya seslenince rüzgarın arttığını, anayelkeni küçülttüğünü söylüyor. Nöbeti devir aldıktan sonra başkada bir olay yaşamıyoruz.

Sabah olduğunda son 24 saatte 150 mil yol aldığımızı chartplotter da görüyoruz.

 

16. GÜN : 10.04.2018

Konumumuz : 06*38’775 S / 116*36’235 W

     Gece hiç beklemediğimiz bir balıkçı çakarı olayı yaşadık. Geceleri bu balıkçı çakarları beni hep çok kaygılandırıyor. Hele dün gece hiç beklemiyorduk. En yakın karadan 1300 mil uzaktayız. Nasıl geldiniz buralara da nasıl bir balıkçılık ile av yapıyorsunuz? Dip ağı olamaz derinlik 4000-5000 mt . Aklıma parekete attıkları geliyor, onu da yüzer tutmaları lazım ki işte o da bizim takılmamız için ideal tuzak demek oluyor. Balıkçıların avlanma yöntemlerini bilsem, pek telaşlanmayacağım aslında. Türkiye’de olsa ağ atmıştır diptedir derim. Gırgır görsem, biraz uzak geçerim balık çeviriyordur derim. Parekete olsa zaten diptedir umurumda olmaz. Ama burada 5000 mt derinlikte nasıl avlanılır? Bilmiyorum ki…. Neyse kazasız belasız atlattık ya buna da şükür.

     Hava bugün bayağı canlı. En az 20 knot esiyor. Dalga boyları arttı. Bu hava biraz erken gelse de zaten beklediğimiz bir hava. Zira aldığımız hava raporu, bu geceden itibaren havanın sertleyeceğini söylüyordu. Belki de hava erkene gelmemiştir. Bu normal halidir. Gece daha da sertleşecektir. Neyse yaşayıp göreceğiz. Rüzgar gene güneydoğudan esiyor ve biz apaz seyri yapıyoruz. Anayelken full açık, Cenova 3 tur sarılı. Hızımız 7.5 knot, sağnaklarda 8.5 knotlara çıkıyor ama bir rahatsızlık vermiyor. Kahvaltımızı yaptık. Ebru şekerleme yapmaya gitti. Bende yazı yazıyorum.

     Kahvaltımız hala Türk kahvaltısı. Biz yola çıkarken 30 kg kadar beyaz peynir almıştık. Sonradan bizi ziyarete gelen herkes den ilave peynir istemiştik. Şimdi sizden de duyuyorum aynı şeyi “of bu kadar peynir mi olur” diyorsunuz, olur tabii ki insanlar sevdiği şeyleri alıyorlar normal olarak. Bazısı bira seviyor 15-20 koli bira alıyor. Bazısı rom seviyor 150-200 şişe rom alıyor. Bazısı kola seviyor 450 lt kola alıyor(Ekrem İnözü kitabında yazmış) . Onlar normal oluyor da bizim 30 kg beyaz peynir mi anormal oluyor, anlamıyorum. 30 kg beyaz peynirle yola çıktığımızı kime söylesek herkes aynı tepkiyi veriyor. Yola çıkalı yaklaşık 2 sene oluyor. Hala Türk kahvaltısı yapıyoruz. Ve karı koca biz kahvaltı yapmayı çok seviyoruz. Hepimiz yurtdışına çıkınca Türk kahvaltısını özlemiyor muyuz? Türkiye’de Pazar sabahı kahvaltısı diye bir olgu var. Bize her gün Pazar.

     Rüzgarın artık oturması ile günlük seyirlerimizde oldukça sakin geçmeye başladı. Yelkenlere pek fazla ilişmiyoruz. Onlarda kendi işlerini gayet güzel yapıyorlar. Sadece gece olurken biraz küçültüyoruz o kadar. İlk günler öyle miydi? Habire patlar çatlar, Cenova’ya gönder vur, çıkar, öbür tarafa bas. Biraz boşunu al, olmadı tam açalım, fazla geldi küçültelim. Tüm gün yelkenlerle aramızda bir savaş vardı. Şimdi herkes rahat onlar rüzgarına kavuştu, bizde huzuru bulduk.

     Geceler genellikle çok bulutlu oluyor, her an bir Bora gelecekmiş gibi. Ama genellikle gelmiyor. Bu gece hariç. Aslında bu gece de Bora olmadı ama 10 dakika sağlam yağmur bindirdi. Rüzgarın pek arttığını söyleyemem. Eğer hazırlıklı olsaydık, 10 dakika yağan yağmurdan iyi su toplardık. Size hiç su toplama işinden bahsettim mi hatırlamıyorum. Bahsettiysem bile tekrar olur. Aklınıza daha iyi kazınır. Şimdi Koza da iki tane yağmur suyu toplama sistemi var. İlki daha Türkiye’de yaptığım asrın buluşu (Atilla gülmeeeeee) . Bimini’nin kenarlarına (iskele-sancak) genellikle güneşlikler takılır, bu Koza’da da aynen böyle. Tek fark bizim kenarlar fermuarlı, hem güneşlik hem de su toplama oluğu takılabiliyor. Su toplama oluğunu da şöyle yaptık; 5 cmlik pvc boruyu alıp ortadan ikiye böldük. Bu şekilde iki tane tente boyunda oluğumuz oldu. Bu kesilmiş pvc boruların çevresini kumaşla kaplatarak fermuar diktirdik. Uygun yerine de bir tane hortum ucu ekledik. Hortum ucuna taktığımız hortumu da su deposunun girişine kadar uzattık. Yağmur yağdığında, sular Biminin’nin üzerinden oluğa doluyor, oluktan da direk depoya gidiyor. Diğer yöntemimiz ise teknenin güvertesini tente olarak kullanmak. Şöyle ki; Koza da su deposu girişi tam güvertenin üzerinde ve teknenin kıç bölümüne yakın. Depo girişinin hemen arka tarafına silikondan sabit olmayan bir bent yaptık. Yağmur başlayıp güverteyi temizledikten sonra, depo kapağını açarak silikon benti arkasına yerleştiriyorum. Bentin önünde küçük bir gölet oluşuyor. Yağmur yağdıkça göletin derinliği artıyor ve taşan su depo kapağından içeri akmaya başlıyor. Bu şekilde teknenin tüm ön güvertesini su toplama alanı olarak kullanıyorum. İyi bir yağış varsa bir tonluk su depomuz yarım saatte çok rahat doluyor. Bir sürü şahidim var. Değil mi Firuz? Değil mi Ömer?

     Heehhhh geceler diyordum. Rahat geçiyor. İşte bu rahat geçen son gece sonunda toplamda 160 mil yol almışız.

      

 

 

Pasifik Geçişi 13. ve 14. günler

Pasifik Geçişi 17. ve 18. günler