Blog

 

Hiva Oa / 26.12.2018

 

 

     23.04.2018

     Sabah 08:00 de bu mükemmel adadan istemeye istemeye demir alıyoruz. Yeni arkadaşlarımız Ed ve Linda bizimle gelmeye karar veriyorlar ve iki tekne olarak yola çıkıyoruz. Yol yaklaşık 46 mil sürüyor. 15 knot civarı apaz rüzgarı ile hızlı bir seyir yapıyoruz. Arkadaşlarımızın teknesinin anayelkeninde sıkışıklık varmış, tam açamıyorlar. O yüzden bizden geriye kaldıklarını görünce, biz de yelken küçültüyoruz. Saat 13:00 de Hiva Ova’nın ana limanına ulaşıyoruz.

İskelede orta boy  cruise gemisi var. İskele dışında ki küçük olan demir yerine yöneliyoruz. Çok fazla tekne var. Demir atacak yer bulmak oldukça zor. Ben bir katamaran ile saç teknenin arasında ki bir yere demirliyorum. Arkadaşlarımız yer bulamıyor. Cruise gemisi akşam 18:00 gibi çıkacakmış. O çıkınca iskelenin iç tarafına demirleyeceklermiş. O saatte kadar koy dışındaki bol soluganlı ve dalgalı bölgede demirlediler.

Sancak tarafımızdaki kataramanın sahipleri teknede değil. Katamaranın önündeki tekne, kıç demirini dingisine koyarak biraz açığa gidip kıç demirini attı. Demirin boşunu aldıkça kıç demiri taradı ve kataramanın zincirini kaldırdı. Zar zor demiri kurtarıp, katamaranın zincirini bıraktılar. İnşallah tutar. Bizde kıç demirimizi kıyı istikametinde atıyoruz. Oldukça da iyi tutuyor. Yer bulmanın sevinci ile keyfe başlıyoruz. İki saat geçmeden rüzgar kıç taraftan gelmeye başladı. İskelemizdeki saç teknenin kıç demiri olmadığını fark ettik. Tekne de üzerimiz düşmeye başladı. Demiri tutmayan katamaran da rüzgara göre gezmeye başlayınca, biz arada kesin sıkışacağız dedim ve acil çıkmaya karar verdik. Kıç demirini alıp çıkalım dedim. Çektim, gelmedi. Botu indirip, Ebru’yu kıç demirinin üstüne giderek demiri alması için yolladım. Zira benim teknede kalıp duruma hakim olmam lazım. Ebru kıç demirini yerinden sökemedi. Bu arada diğer tekneler ile nerede ise çatışacağız. Kıç demirini kaldıramayacağımızı anlayınca, üstüne bir usturmaça bağlayarak ipi kestim ve denize saldım. Bu arada katamaran bize yaslandı. Bir yandan demir al bir yandan katamaranı ittir derken aradan sıyrılıp kaçtık. Kıç demiri orada kaldı. Liman dışına giderek arkadaşlarımızın yanına demirledik. Saat 19:00 gibi cruise iskeleden ayrıldı. Bizde demir toplayıp liman içerisinde düzgün bir yere demirledik.

Hava kararmak üzeri iken, kıç demirini almak için bota atlayıp eski demir yerimize gittim. Bir saat kadar uğraştım. Ama demir kesinlikle yerinden kalkmıyor. Sanırım bir yere takılmış. Bu arada kataramanın sahipleri geldi. “Benim tekneme çarpmışsınız” dedi. Bende size yaslandım ve sizi ittim dedim. Arada ustrurmaça vardı. Adamla birlikte teknesine gittik. Gerçekten bir vardevela dikmesi yamulmuş, ve vardevela teli olarak kullandığı ince halat kopmuş. Adam söylenmeye başladı. “Burada 15 günlük iş var. "Ben Avustralya’ya yola gideceğim. Bunu nasıl ödeyeceksiniz" diyor. Bu arada adama teknene çarptılar diye, onun demirini taratan teknedeki kadın söylüyor bunu. Ben sigortam var gelin vereyim, ondan alırsınız dedim. Adam söylenip durdu. Tekneye sigortamı almak için döndüğümde adam botuna atlayıp, yanına da demirini taratan kadını alıp Koza’ya geldi. Ben tekneyi ittim, çarptığımı fark etmedim diyorum ama yanında ki çirkef kadın oradan saldırıp duruyor. Meğerse adama demirini tarattığını söylememiş bile. Biz adama durumu açıkladık. Sigortamızdan da bir nüsha vererek, sabah polise gidip rapor tutturmak için anlaştık. Gece gece bir sürü sinir bozukluğu. Sabah kalktığımızda adam teknesini almış ve gitmişti. Herif bizden resmen para sızdırmaya kalktı. Üç kuruşluk iş için 15 gün karaya çıkmam lazım dedi. Tekneyi Amerikan bayraklı görünce, salak herif bizi sanırım Amerika’lı zannetti. Sigortadan da doğru dürüst para alamayacağını bildiğinden sanırım basıp gitti.

     Hiva Ova’ya gelmeden evvel bir giriş işlemlerimiz için bir acenta ile anlaşmıştık. Saat 10:00 da acenta ile buluşup polis ofisine gittik. Ama kapı duvar. Meğerse başka bir yere göreve gitmişler, bizim iş yarına kaldı. Ertesi gün acenta ile tekrar ofisinde buluştuk. Sohbet esnasında vizemiz olmadığını duyunca, ben bu işi yapamam dedi. Bizde Nuku Hiva adasındaki diğer acenta ile konuşarak, işimizi halledebileceğine ikna olduktan sonra kötü anılarımız olan adadan yarın gitmeye karar verdik.

     Hatırlarsanız kıç demirimizi denizde bırakmıştık. Tekrar demirin oraya gidip çıkarmak için denemelere başladık. Uzun uğraşlar sonucu yine beceremedik. Koyda ilk geldiğimizde tanıştığımız Kanada’lı Scott, 25 beygir motorlu güçlü dingisi ile gelip bize yardımcı olacağını söyledi. Onun dingisi ile yaklaşık bir saat kadar her yönden çapayı çekerek çıkarmaya çalıştık. Çapaya bağlı olan Koltuk halatları koptu. Çapaya  bağlı zincir dibe çöktü ve çapayla olan bağlantımızda kopmuş oldu. Kıç demirimi burada bırakmak istemiyorum. Limanın suyu çok pis olmasına rağmen tüple dalmaya karar verdim. Suda bir karış önüm görünmüyor. 2.5 metre suyun dibinde yaklaşık yarım saat sonra fortress kıç çapasının zincirini buldum. Yeni bir halat bağladıktan sonra 25 beygir güçlü motorla tekrar çektik yine çıkmadı. Çapamızı bu şekilde kurtaramayacağımızı iyice anladıktan sonra teknenin ırgatı ile denemeye karar verdim. Tekrar usturmaçayı bağlayarak denize saldık. Tekneye dönerek demirimizi toplayıp, kıç demirimizin olduğu yere geldik. Allahtan kıç çapamız fortressin zincir uzunluğunu 8 metre yapmışım da, kıç çapamızın zincirini Koza’mızın ırgatına takabildik. Teknenin ataleti ve hafif olan soluganın etkisi ile yerinden çıkmamakta direnen fortressimize ilk denememizde kavuştuk. Ben böyle tutan bir demir görmedim arkadaş. Demir attığınız zemin balçık ve çamursa, insan güçü ile kimse yukarı alamaz. Az kalsın kıç demirimizden oluyorduk vallahi.

     Gece olaysız geçiyor. Sabah hiç sevmediğimiz bu adadan demir alarak yakındaki Tahuata adasının küçük bir koyunda akşama kadar durmak için ayrılıyoruz.

     Tahuata adasının pırıl pırıl temiz sularında saat 16:30’ a kadar serinleyip, daha sonra Nuku Hiva adasına gitmek için yola çıktık.

 

Hoşcakalın,

 

Fatu Hİva

Nuku Hiva