Blog

 

Aututaki Atolü - Palmerston Atolü / 20.01.2019

 

 

     Aututaki’ de ki demir yerimiz çok güzel çıktı. Sanki bir bardak suda demirli gibiyiz. Hiçbir kıpırtı bile olmuyor denizde. Girip çıkan balıkçı tekneleri olmasa denizde olduğumuzu bile anlayamayacağız. Bu bize çok iyi geldi. Karaya yüz metre mesafede olmamıza rağmen iki gün tekneden hiç çıkmadan dinlendik. Ertesi gün ihtiyaçlar için alışverişe gittik. İnternetimizi satın aldık. Çevreyi gezdik. Her yer çok düzenli ve temiz. İki üç bakkal, pazaryeri, iki banka, postane ve benzinlik yani ihtiyacımız olan her şey var. Fakat çok keyifli ve sakin bir yer. Yaşar mıyım? tabii ki Hayır… sıkıntıdan patlar insan. Zaten sıkılanlar belli, sürekli balığa çıkıyorlar her gün. Öyle balıkçı tipli insanlar değiller. Özel tekneleri ile aynı insanlar her gün sırtı yapmaya çıkıyorlar. Sonra ki gün bir Fransız teknesi geldi. Sancak tarafımıza demirlediler. Tanıştık. Tatlı insanlar. Argo teknesinden Gill ve Katy. Ertesi gün bir katamaran geldi. Onları hemen tanıdık. Tahiti’de birlikte taksi tuttuğumuz Jambotee teknesi Simon ve Marine. Yolda anayelkenlerini parçalamışlar üzüldük. Onlar Tahiti’den bizden 2-3 gün evvel çıkmışlardı. Cook adalar grubunun merkezi olan Raitea adasına gitmişler ilk başta. Beğenmeyip sonra buraya gelmişler. Yolda ki şimşeklerden onlarda çok şikayet ettiler.

     Bir gün motor kiralayarak tüm adayı üç beş tur dolaştık. Sebze meyve aldık. Özellikle pompelemus aradık bir türlü bulamadık. En son yoldan geçerken pompelemus ağaçlarını gördüm. Hemen motoru park edip sahibini arayıp bulduk.  Ağaçların sahibi giriş yaparken bizim pompelemuslarımızı alan Bob çıktı. İstediğimiz kadar alabilirmişiz. Bir torba doldurduk. Para falan kesinlikle almadı. Israr ettik almıyor. Allahtan geldiğimizde görevlilerden hepsine nazar boncuğu hediye etmiştik. Nazar boncuklarını hediye ettiğimiz herkes çok beğeniyor. Hem tekneciler hem de yerel insanlar. Şans getirir diyoruz herkes çok mutlu oluyor.

     Daha sonraki günler dinlenerek ve misafircilik yaparak geçiyor. Üç tekne birbirimize çay, kahve ya da şarap içmeye falan gidiyoruz. Bir gün lagoonun içerisinde bulunan küçük adaya pikniğe gidiyoruz. Üç dinghy, oldukça uzak bir yol ama çok keyifli bir gezi oluyor.

     Toplam da on gün kaldığımız Aututaki’ de çok güzel dinlendik. İki güzel arkadaş edindik. Biz bu adayı çok sevdik. Katamaran Jambotee ile biz Palmerston Atölü’nü görmek istiyoruz. Argo teknesi ise direk Niue’ye gitmek istiyor. Onlarla orada buluşmak üzeri sözleşip biz iki tekne Palmerston Atölü’ne gitmek için hazırlanıyoruz. İskeleden su almamız lazım. Suyun bulunduğu beton iskeleye yanaşmak zor ve problemli. Sakin havada iskeleye aborda oluyorum, Jambotee’yi de Koza’ya aborda ediyoruz. Hayatlarında ilk defa bir tekne üzerine aborda oluyorlarmış. Zaten yeni tekneciler, yelken kursuna giderek sonra bu katamaranı Karayipler’ den alarak üç buçuk yıl evvel yola çıkmışlar. Atol’den çıkmak için yüksek su saatini bekliyoruz. Hava kararmadan yarım saat evvel yüksek su saati. Aborda olduğumuz yerden çözdüğümüz Jambotee geçide yöneliyor. Daha kanalın girişinde resiflere oturuyor. Bizde aborda olduğumuz yerde çözülmüş vaziyette dönüp durarak onların kendilerini kurtarma çabalarını izliyoruz. Yarım saat kadar uğraşıp kurtulamıyorlar. Biz yeniden demirleyerek botu indiriyoruz ve yardım için gidiyoruz. Dinghyi bordalarına dayayarak son gaz veriyorum. Jambotee ‘ de bu arada tornistan veriyor. Birkaç denemeden sonra tekne kurtuldu. Biz bu uğraşları verirken hava kararmaya başladı. Bizde botla önlerinden giderek, yol gösterip onları temiz suya çıkartıyoruz. Bu arada biz yola çıkmak için geciktik. Onlara yarın sabah ki yüksek su saatini bekleyeceğimizi söyleyerek iyi seyirler diliyoruz. Biz kanaldan geri dönerken Argo teknesi de yola koyulmuştu. Tekneye geri dönüp zincirimizi iyice kontrol edip güvenli demir yerimizde uykuya çekiliyoruz.

     Sabah 07:30 da ki yüksek suda biz de demirimizi alarak Palmerston Atölü’ne doğru yola çıkıyoruz. Toplam da 200 mil kadar yolumuz var. İlk gün çok sakin havada motor- codezero yelken ile yol alıyoruz. Rüzgar hiç artmıyor. Gece de aynı şekilde devam ediyor. Akşam olurken codezeroyu toplayıp, anayelken-motor yola devam ediyoruz. İlk gün toplam da 131 mil yol alıyoruz.

     İkinci günde rüzgar yine kalık vaziyette. Bu geçişte dizelcilere iyi para kazandırdık. Motor hiç susmadı diyebilirim. İkinci gün Atol ufukta görünmeye başladı. Atol’ün ucunda bir yelkenli görüyoruz ama kim olduğunu bilmiyoruz. Demir yerine yanaşırken Jambotee teknesini tonoza bağlanmış olarak görüyoruz. Adadan bize anons yapılıyor ve yardım için birisi geliyor. Bize bağlanacağımız tonozu gösterip hoş geldiniz diyor. Yarın onlara misafir olacakmışız. Uzaktan gördüğümüz tekne Jambotee teknesiymiş. Bizden on üç saat önce yola çıkıp aynı yolu bizden bir buçuk saat evvel tamamlamışlar. Biz motor yaptık onlar yapmamışlar. Onların paraları cepte bizimki benzincinin ……

     Akşamüstü hava sertliyor. Demir yeri çok rahatsız. Atolü çevreleyen resiflerin hemen dibindeyiz (50-100 metre). Rüzgar ve dalga açık denizden resife doğru. Tonoz halatı bir kopsa bizi hiçbir şey kurtaramaz. Resifteki mercanlara direk kaynarız. Çok geçmeden adadan anons yapıp isterseniz demir atın diyorlar. Altımız bildiğin resif ve kaya. Burada demir atarsak geri alabileceğimiz oldukça şüpheli. Ben demir atmıyorum. Üşenmeyip botu indirip, uzun bir halatla arka taraftaki bir tonoza kıçtan bağlanıyorum. Böylece hem baştan hem kıçtan iki ayrı tonaza bağlanmış oluyorum. Birisi kopsa diğeri kopmaz diye düşünüyorum(umuyorum). Jambotee demir atmış. Rüzgar ve dalgalar gece boyu durmuyor. Doğru dürüst uyuyamıyoruz. Hava ertesi gün aynı şekilde devam ediyor. Ne biz adaya gidebiliyoruz. Ne de onlar dar geçitten çıkıp bizim yanımıza gelebiliyorlar. Altımız çok güzel pırıl pırıl su hem hava kötü, hem de köpek balığı korkusuna denize giremiyoruz. Gece de bu şekilde devam ediyor. Sabah erkenden Jambotee’ye buradan gitmek istediğimizi söylüyorum telsizle. O da aynı şekilde düşünüyormuş. Hazırlanıp halatları çözüp ayrılıyoruz. Telsizle ada ile görüşüp teşekkür ediyoruz. Jambotee’nin zinciri gece kopmuş, demirini Palmerston’da bırakarak yola çıkıyor. Ada ile telsizle görüşüp Niue’ye gittiğimizi söylüyor. Eğer demiri bulurlarsa gelecek tekne ile yollamalarını rica ediyor. Ama bu bana nafile bir çaba gibi geliyor.

 

Hoşçakalın,

    

 

Tahiti - Cook Islands ( Aututaki Atolü)