Blog

 

Antigua & Barbuda Adaları / 07.03.2017

 

Guadaloupe adasındaki son durak noktamız olan Dashies koyundan ( köyünden ) sabah 07.00 gibi demirimizi toplayarak Fransa topraklarını terk edip Antigua & Barbuda ülkesine doÄŸru yola koyulduk.Mesafemiz 40-45 mil kadar . Adanın kuytusundan çıktıktan sonra rüzgar 15-18 knot aralığına oturdu. Rüzgar tekneye sancak bordadan 130 derece açı ile geliyor. Dalga boyu çok yüksek deÄŸil. Tam Kozanın sevdiÄŸi seyir açısı ile keyifle yol almaya baÅŸladık. Hızımız zaman zaman 8,5 knot ‘lara  çıkıyor. Kozanın keyfi yerinde mürettebatı ise zevkten dört köÅŸe vaziyette.Cool

İki adadan oluÅŸan bu küçük ülkenin ilk adası Antigua . Bu adanın güney tarafında kalabileceÄŸimiz iki tane liman  görünüyor. Bir tanesi Falmount Harbour diÄŸeri English Harbour. Biz rotamızı  English Harboura tutuyoruz.  GiriÅŸi oldukça dar, fakat iyi iÅŸaretlenmiÅŸ bir kanaldan içeriye süzülüyoruz. İçerisi labirent gibi. Sancak ve iskelede bir sürü girinti var.GiriÅŸten 500 metre sonra Nelson Dockyard adında Megayatların süslediÄŸi büyük sayılmayacak bir marina var. Marinanın karşısında ise yakıt istasyonu ve çekek yeri var. Biz marinaya girmek istemiyoruz. Hiçbir ÅŸeye ihtiyacımız yok. Demir yerlerinde bir sürü tekne var. GiriÅŸin hemen yanındaki demir yerinde yer bulamayıp Undecided içerdeki girintilere yöneliyoruz.GiriÅŸin hemen aÄŸzındaki bu demir yeri sanırım deniz temiz ( çok güzel görünüyordu ) olduÄŸu için çok kalabalık. İyice içerlek ve iki buçuk metre derinliÄŸi olan güzel bir yer bulup sakin suda yirmi metre zincir salarak demirliyoruz. Tamam biraz abarttık kaloma iÅŸini ama olsun. Zincirimiz teknede duracağına denizde dursun diyoruz. Burası çok keyifli bir yer daha giriÅŸte bir kartal bizi karşıladı kıyıdaki terk edilmiÅŸ gibi duran yelkenlinin direÄŸine gidip kondu ve yeni misafirlerini ilgi ile izlemeye koyuldu. Küçük koyun her tarafı Mangrow aÄŸaçları ile kaplı. Küçük sırtlara doÄŸru çok şık İngiliz tarzı Evler göze çarpıyor.

 

DemirlediÄŸimiz girinti o kadar korunaklı ki dışarıda kıyamet kopsa haberimiz olmaz. O kadar yani. Bizden bir saat kadar sonra Mi Vida teknesi geliyor. Yelkenlerini küçük tuttukları için biraz yavaÅŸ kalmışlar. Onların ufak tefek arızaları olduÄŸu için marinaya giriyorlar.  Marinanın içindeki ofislerde giriÅŸ iÅŸlemlerimizi yapmak için gidiyoruz. Şık gümrük ofisleri var valla . Bu ofistede ortada bilgisayarlar var ve siz oturup bazı formlar dolduruyorsunuz. Ama ÅŸunu söyleyeyim Martinik ve Guadaloupe de olduÄŸu kadar kolay deÄŸil. Formları binbir zahmetle dolduruyoruz. Zira bilgisayarlar habire arıza veriyor Yell.Neyse biz iÅŸimizi bitirince arıza sırası gümrük memuruna geçiyor. O da binbir uÄŸraÅŸla doldurduÄŸumuz formların çıktısını alıyor ama hem elemana hem bize fenalık basıyor resmen . Bu iÅŸlemler yaklaşık olarak iki saat sürüyor. Üç ayrı bölümde iÅŸlemler yapılıyor ama Allahtan hepsi aynı bina içinde.

Ülke giriÅŸi için 40 Usd ödüyorum. Biz iyi ki bu limanı seçmiÅŸiz öbür limana gitmiÅŸ olsak orada giriÅŸ iÅŸlemlerini yapacak ofis olmadığı için yine bu limana yürüyerek gelip iÅŸlemleri yapmak zorunda kalacaktık. Gerçi çok mesafe deÄŸil 1-2 km bir ÅŸey ama olsun.

Mi vida teknesinin iÅŸleri uzadığı için bu limanda toplamda beÅŸ gece kalıyoruz. Araç kiralayarak adayı geziyoruz. Bu adalar eski İngiliz sömürgesi , trafik ters taraftan iÅŸliyor Yell. Ada oldukça fakir sanırım. Birçok yer dökülüyor. Adanın yerlileri çok ufak ahÅŸap evlerde oturuyorlar ama inanın oldukça kötü ÅŸartlarda yaşıyorlar. İyi ve betonarme gördüÄŸümüz evler sanırım hep yabancılara ait. Adanın merkezinde 3-4 tane büyük Cruise gemisi görüyoruz. Sanırım onlar da gelmese hayat iyice zor olur.

Demir yerimizde denize giremiyoruz. Çevrede internette bulamıyoruz Yell. Bizde kendimizi teknedeki ufak tefek iÅŸlere veriyoruz. Uzun aradan sonra teknenin teak aÄŸacı olan küpeÅŸtelerini teak yağı ile yaÄŸlıyorum. Bu teak yağı da ilk yapıldığında çok güzel duruyor ama zaman geçtikçe görüntüsü bozuluyor. Fakat buralarda çok sık yaÄŸmur yaÄŸdığı için ve tatlı suda aÄŸaca zarar vereceÄŸi için yaÄŸlamak istedim.

İngiliz limanından sonra Jolly Harbour denilen limanın önüne gelip demirliyoruz. Burada denizin rengi mükemmel görünüyor. Kendimizi daha fazla tutamayıp hemen atlıyoruz suya . Denizin keyfini çıkartıyoruz. Bu kadar güzel görünmesine raÄŸmen suyun içerisinde bir metre ötesini göremiyorsunuz Surprised. Niye böyle anlayamadık. Su kesinlikle pis deÄŸil ama bulanık.

Bu liman tam turistik bir yer. Aynı Venedik gibi sokaklar kanallardan oluÅŸuyor ama modern . Kanalların kenarlarında villalar ve herkesin evinin önünde motoryatları ve yelkenlileri baÄŸlı. Görüntüler çok güzel.

 

Daha evvel ÅŸehrin merkezinde gittiÄŸimiz bir İngiliz süpermarketinin ÅŸubesi burada da var. UÄŸrayıp eksilen malzemelerimizi tamamlıyoruz. Bu adada ekmekler o kadar kötü ki inanın yenecek gibi deÄŸil. Birkaç farklı noktadan ekmek aldık hepsini ilk lokmadan sonra balıklara attık. Bir ekmek ne kadar kötü olabilir ki demeyin yutalabilecek  gibi deÄŸil.Tabi biz bu İngiliz marketini bulunca bir sürü ekmek satın aldık da rahatladık. Bayatlasa da kızartarak tüketiriz düÅŸüncesiyle.

Jolly Harbourda iki gece kalıp adanın kuzey tarafındaki çok küçük bir ada olan Long Island  adasının hemen önündeki demir yerine geçiyoruz.Adada çok lüx bir otel var. Otelin her odası kocaman bir villadan oluÅŸuyor. MüthiÅŸ güzel bir plajını  ve harika peysaj’ını demirlediÄŸimiz yerden rahatlıkla görebiliyoruz.  Deniz mükemmel görünüyor. Ama yine aynı ÅŸekilde bir metre derinlik görünmüyor. Yani su berrak deÄŸil. Bu durumun dipteki kumdan kaynaklandığını düÅŸünüyorum. Kum o kadar ince ve beyaz ki sanırım denizin en ufak hareketinde bile havalanıp suyu bulandırıyor. Yada baÅŸka bir ÅŸey çözemedim.

Demirdeyken Wifi antenimiz sayesinde otelin ÅŸifresiz olan internetini resmen sömürüyoruz Tongue Out. Dikkat ederseniz bu yazıdan evvel olan birkaç yazıda ÅŸimdiye kadar ki en fazla fotoÄŸraf koyduÄŸumuz yazıları görürsünüz. İşte tüm bunların sebebi otelin ÅŸifresiz ve çok hızlı olan internetidir. Türkiye’den yola çıktığımızdan beri paralı ,parasız en sorunsuz internet iÅŸte bu otelin interneti oldu. Hatta Ebru yola çıktığımız için izleyemediÄŸi Türk dizilerini burada sorunsuzca internetten izledi Sealed. Bu keyifli yerde üç gün kalıyoruz. 

Buradan ülkeye adını veren diÄŸer ada olan Barbuda’ya doÄŸru yola çıkıyoruz. Yolumuz oldukça kısa 25 mil. Rüzgar yok denecek kadar az motorla gidiyoruz. İki ada arası çok sığ birçok yer 20 metrenin altında. Ada o kadar alçak ki yanına gidinceye kadar neredeyse göremiyoruz. En yüksek yeri bizim direk boyumuz kadar neredeyse. MüthiÅŸ bir plajın önünde demirliyoruz. Plajın adı 11 mile . Yani 15-20 kilometrelik bir kumsal acayip güzel bir yer. Derinlikler 4-6 metre aralığında koca plajda hiç ama hiç kimse yok. Koca plajda bizden sonra gelenlerle birlikte 7 tekneyiz.  Plajın hemen arkası kocaman bir içdeniz ve onunda arkasında adanın tek yerleÅŸim yeri var. Adanın toplam nüfusu 1500 kiÅŸiymiÅŸ. İç denizin denizle baÄŸlantısı var ama bizim bulunduÄŸumuz yere oldukça uzak .İç deniz ile bizi dil gibi uzanan plaj birbirimizden ayırıyor. Plajın en dar yeri 10 metre falan.  Bizde ÅŸehri gideceÄŸimiz zaman bot ile plaja çıkıp Fatih Sultan Mehmet’in soyu Tongue Outolarak botumuzu karada taşıyıp içdenize atıyoruz. Böylece adanın 1500 kiÅŸilik merkezini fethe gidiyoruz. Ada çok ama çok fakir su yok . Suyu Antigua dan tekneler ile taşıyorlar yada yaÄŸmur suyu biriktiriyorlar. İnsanlar çok güzleryüzlü , herkes selam vererek hoÅŸgeldiniz diyor. Adada 4 otel varmış ve üç tanesi kapalı. Bir tane bakkal var ama bayağı dolu birkaç ufak tefek alıyoruz.

Bu adanın en meÅŸhur ÅŸeyi Frigatebird isimli kuÅŸların kolonisi. Bu koloni iç denizdeki mangrow aÄŸaçları arasında yaşıyor. İç denize bizim teknelerimiz giremiyor çok sığ. KuÅŸları görmek istiyorsanız rehberli bir tekne kiralamanız gerekiyor. Bizde öyle yapıp 50 usd karşılığı bir tekne ile anlaşıyoruz. Tekne bizi kuÅŸların olduÄŸu yere götürüyor.  Çok güzeller aÅŸağıdaki fotoÄŸraflarda göreceÄŸiniz siyah beyaz olanlar diÅŸi , gagasının altında kırmızı kese olanlar erkek , yavruları tarif etmeme gerek yok sanırım.

 

Erkek kuÅŸ kesesini ÅŸiÅŸirerek gaglarını birbirine vurararak ilginç sesler çıkartarak çiftleÅŸmek için hazır olduÄŸunu diÅŸilere söylüyormuÅŸ. Bu kuÅŸların kanat açıklığı 2 metreye kadar ulaşıyormuÅŸ. Bu ada onların çiftleÅŸme ve yavru dünyaya getirdikleri en önemli merkezmiÅŸ ve burada 25.000 kadar birey yaşıyormuÅŸ. Bu kuÅŸlar aslında göçmen kuÅŸ, buradan Åžili,Peru,Galapagos adaları ve Meksikaya kadar göç ediyorlarmış. Yaklaşık 40-45 yıl yaşıyorlarmış.

Barbuda adasında bol bol yüzüp sakinliÄŸin tadını çıkarttık. Burada üç gece kalıp bu kadar kuzeye çıkmak yeter deyip daha kuzeydeki diÄŸer karayip adalarına gitmekten vazgeçip tekrar Jolly Habour’a geri döndük. Jolly harbourda iki gece daha demirde kalıp Guadaloupe adasının hemen bitiÅŸiÄŸindeki küçük Pigeon ısland  koyunda bir gece kaldık. Ben burada biraz hastalandım. Sanırım üÅŸüttüm. Vücudumda büyük bir kırgınlık var gece ateÅŸim çıktı Cry. Antibiyotik baÅŸlama kararı aldık. Geceyi bayağı kötü geçirdim. Burada uzun kalmak istemiyoruz. Buralara gelirken misafirlerimize yetiÅŸmek amacıyla bir gece kaldığımız Dominika adasına gitmek istiyoruz. O yüzden sabah erkenden ben hasta olsam da Ebru’nun kaptanlığında Dominika adasına doÄŸru yola çıkıyoruz.

Dominika da görüÅŸmek üzere.

HoÅŸcakalın.   

 

Ocak 2017 harcama dökümü

Dominika Adası