Blog

 

Barbados Adası / 07.02.2017

 

Demirimizi attık demiÅŸtim ya hani iÅŸte önümüzde bembeyaz kumsallar ama kumsalların hemen arkasında da bolca eski püskü ve çirkin yapılar da var. Bu ÅŸahane beyaz kumsalların güzelliÄŸine gölge düÅŸürüyor bu çarpık yapılaÅŸma.

Demirledikten bir süre sonra yorgunluktan iyice uykumuz geldi. Bu gece nöbet yok diye ikimizde çok sevinçliyiz. Deliksiz bir uyku uyuyabilmek için 60 metre zinciri suya saldım. Hemen hafifce bir yemek hazırlayıp karnımızı doyurduk. Balık yapmak falan aklımızdan bile geçmiyor. Daha sonra tumba yatak.

Gece boyu çok yüksek volümlü müzik eÅŸliÄŸinde uyuduk. Normal zamanda bu sesten çok rahatsız olacak olan ben bile mışıl mışıl uyumuÅŸum.

Sabah masadakileri tutmadan rahatça kahvaltımızı yaptık. ÖzlemiÅŸiz valla böyle keyifle kahvaltı yapmayı. Kahvaltı sonrası hep beraber giriÅŸ iÅŸlemlerimizi yapmak üzere botlarımızı suya atıp karaya çıktık. Burası bir dere aÄŸzı gibi bir yer.

Sanırım içerisi taranmış ve kocaman yelkenliler bile içeride tonozda kalıyorlar. Bizde dingilere ayrılmış olan bölüme botumuzu zincirledik. Bundan sonra botu ve motoru ayrı ayrı kilitlerle baÄŸlamadan bırakmayacağız. Tüm Karayiplerde en çok bot ve motor hırsızlığı yapılıyormuÅŸ. Nerede giriÅŸ yapacağımızı birkaç kiÅŸiye sorduktan sonra Cruise Gemilerinin yanaÅŸtığı Ticari Limanda olduÄŸunu öÄŸrenip oldukça uzak olan limana yürümeye baÅŸladık. Limanın içinde dört ayrı kapı dolaÅŸarak az kalmayı düÅŸündüÄŸümüz için hem giriÅŸ hem de çıkış iÅŸlemimizi aynı anda 50 Usd  karşılığında rahatlıkla yaptık ama bu iÅŸlemler tam iki saat sürdü. Kaç sayfa evrak doldurduÄŸumuzu hatırlamıyorum bile.

GiriÅŸ çıkış iÅŸlemlerimiz bittikten sonra Karayiplere ulaÅŸmamızı kutlamak için Limanda gözümüze kestirdiÄŸimiz bir Bar da Rum Punç’larımızı söyleyerek keyfimizi iyice katladık. Bu Rum Punç da ne güzel bir içkiymiÅŸ deyip (bu arada gerçekten çok leziz) iki kadehten fazla içmedik. Zira daha önceden çok kötü çarptığını duymuÅŸtuk.

Barbados 1966 yılında İngiltere’den özgürlüÄŸünü kazanmış ama hala herÅŸey İngiliz düzeninde gidiyor.Trafik ters taraftan akıyor, polisler falan aynı orada olduÄŸu gibi giyinmiÅŸler. Hemen hemen herkes siyah ve çok sesli müzik dinliyorlar. Para olarak Barbados doları kullanılıyor ama Amerikan doları verirseniz de mutlulukla kabul ediyorlar.

Bar sonrası ufak tefek eksiklerimizi tamamlamak için market arayıp bulduk. Marketler bir alem. Biz Türklere çok ilginç gelecek ayrıntı ise aÅŸağıdaki resimde.

 

GördüÄŸünüz gibi domates burada ayrı ayrı paketlenmiÅŸ olarak tek tek satılıyor. Adet fiyatı da yaklaşık 1,5 usd. Yanlış duymadınız tanesi bu para. Meyvemiz bittiÄŸi için bolca elma ve mandalina aldık. Bunları poÅŸetlere doldurup aÄŸzını da dökülmesin diye baÄŸladım. Kasaya gittiÄŸimde görevli bana garip  garip bakarak poÅŸetleri yırttı ve içindeki elma ve mandalinaları saymaya baÅŸladı. MeÄŸerse burada bunlarda adet bazında satılırmış.

AlışveriÅŸlerimizi yüklenerek botumuzun yanına gidip teknemize döndük. Sanırım bir ay yatsak ancak dinlenebileceÄŸiz.

Ertesi gün bolca pazarlık yaparak iki saat süre ile bize adayı gezdirmesi için bir minibüsle 40 Usd’ye anlaÅŸtık. Bazı taksiciler aynı iÅŸi bize 150 Usd’ye kadar yapabileceklerini  söylediler. NeymiÅŸ pazarlık sünnetmiÅŸ.

Bu arada burada hemen hemen tüm taksiler küçük Minibüs. Åžansımıza taksicimizde ÅŸeker bir adam çıktı. Anlata anlata hemen tüm adayı keyifle dolaÅŸtırdı. Zaten pek de büyük bir ada deÄŸil.

Tüm Karayip adalarının batı tarafları yani rüzgar altı tarafları çok güzel ve deÄŸer olarak hep pahalı yerler olurmuÅŸ. DoÄŸu tarafları Atlantik Okyanusuna baktığı için çok dalgalı ve rüzgarlı olurmuÅŸ o yüzden de nispeten ucuz yerlermiÅŸ. Bu adanın da batı tarafları (West Coast deniyor)  çok ama çok güzel .

 

Bu kıyılar Bembeyaz kumsallar ve lüx oteller ile dolu. Bazı otellerin gecelik fiyatları 2500-3000 dolarlara kadar çıkıyormuÅŸ. Bu tip lüx otellerin içinde bulunan lüx restaurantlar da ayrıca çok pahalı imiÅŸ. Ama yemekler ve sunumları müthiÅŸmiÅŸ. Biz yemedik bilmiyoruz taksicinin yalancısıyız.Ama bu restaurantlardan kiÅŸi başı 500-1000 dolar aralığında ancak yemek yiyebiliyormuÅŸsunuz. Ben almayayım alana da mani olmayayım . Bu arada Barbadosta aylık asgari ücretin yaklaşık 300 usd olduÄŸunu da hatırlatmadan geçemeyeceÄŸim.

Bu batı yakası otellerinin iki tanesinin içine marinaları da var ama  biz kalmayacağımız için gidip herhangi bir görüÅŸme yapmadık.

Bizim demirlediÄŸimiz Carlisle Bay’de marina yok. Alargada veya eÄŸer yer varsa küçük nehir aÄŸzında  tonozda kalabiliyorsunuz. Alarga bölümünde demirlenecek alan yaklaşık 10 metre derinliÄŸinde. Ayrıca ticari limana giderken bir tane Dockyard yani tekneleri tamir için falan karaya alma yeri mevcut. Carlisle bay biraz soluÄŸan alıyor ama idare eder vaziyette. Fakat gündüz çok yoÄŸun bir Jetski trafiÄŸi var. Plajdaki kiralama ÅŸirketleri sayesinde sürekli çevrenizde gürültü yapan  ve dalga kaldıran bu aletler dolanıp duruyor ve oldukça rahatsız edici. AkÅŸam üstüne doÄŸru kiralayan kalmadığı için keyfimiz yerine geliyor.

Ertesi gün Carlisle Bay’a veda ederek demirimizi topladık. Yol üzerinde bulunan beyaz kumsallarda yüzme molası vererek öÄŸleden sonra gece boyu sürecek olan Martinik adası yolculuÄŸumuza baÅŸladık.

 

HoÅŸcakalın 

 

Aralık ayı harcama dökümü

Martinik Adası