Blog

 

Şelaler ve San Blas adaları / 06.02.2018

 

   Tembellik izlediÄŸiniz üzere tüm hızıyla devam ediyor. Web sayfamıza en son aÄŸustos ayının sonunda yazı eklemiÅŸim , o günden beri bir sürü arkadaşın sitemlerini kabul ettim. Åžuna eminim sizde arada bizim sayfaya girip göz atıyorsanız bol bol hatırımızı sormuÅŸsunuzdur.Siz bize sitem ederken bizde boÅŸ durmuyor geziyorduk   Laughing.Yorgunluktan da ölüyorduk. Acıyın bize lütfen. Åžaka ÅŸaka .

   Türkiyeden döndükten ve ülkenin yorgunluÄŸunu üstümüzden attıktan sonra gezmemiz lazım dedik ve Arjantinin Buenos Aires ÅŸehrine uçtuk. Bu ÅŸehri hallaç pamuÄŸu gibi attıktan sonra yine uçaÄŸa atladık ve aynı ülkenin ÅŸelaler bölgesi olan Iguazu'ya uçtuk. İguazu  ÅŸelalesi öyle bir yer ki yer gök ÅŸelale . Åželale denince alışmışız bir tane ÅŸelale görüp dönmeye. 2-3 kilometrelik alanın içinde 250 adetin üstünde farklı ÅŸelale akıyor. Akıyor diyorum ama öyle böyle deÄŸil. EÄŸer ÅŸelaleleri seviyorsanız mutlaka İguazu'yu görmeniz gerek . İnanılmaz bir yer.Åželaleye suyunu veren nehir ise aynı zamanda üç ülkenin sınırlarının birleÅŸtiÄŸi yer. Paraguay, Brezilya ve Arjantin. Bunlardan gariban Paraguay’ın ÅŸelale ile alakası yok sadece ÅŸelalenin nehrine sınır ama Brezilya tarafı ÅŸelaleleri biraz uzaktan görse de farklı bir persfektiften izlendiÄŸi için orası da ayrı bir güzel. Bizde dururmuyuz hemen Brezilya tarafına da geçtik. Orada da ÅŸelale bölgesini bir güzel gezip tadını çıkardık. Toplamda bu iki ülkede 20 gün kaldıktan sonra bizi bekleyen evimiz sevgili KOZA'mıza geri döndük.

 mobilbahisbetsatbetvolebetboo

   Marinanın sakin ortamında bir iki gün yorgunluÄŸumuzu attıktan sonra hemen denize çıkmak için hazırlıklara baÅŸladık. Islak sezon bitti Artık marinaya veda ediyoruz. Altı aylık yaptığımız sözleÅŸmemiz sona eriyor ve biz San Blas adalarına geri dönüyoruz.Hızlı bir ÅŸekilde hazırlıkları tamamladık , bolca alışveriÅŸimizi yaptık..

Bu arada bir misafirimiz var . İzmirden bir arkadaşımızın arkadaşı Meryem ekibimize bir müddet için katıldı. İnÅŸallah pasifik okyanusunu beraber geçeceÄŸiz. Tekneyi tıka basa yiyecekle doldurup San Blas adlarına doÄŸru yol verdik diyeceÄŸim ama diyemiyorum.Tekne 2400 devirde 2,5 knot hız anca yapıyor. Altı ay yerinden kıpırdamayan Koza'mız neredeyse gayrimenkul oluyormuÅŸ valla. Bu hızla 70 mil mesafedeki San Blasa bir günde gitmek imkansız diyerek rotayı Puerto Linton'a çeviriyoruz. Allahtan yolda motor ana yelken Koza 4 knotlara çıkıyor da öÄŸleden sonra 30 mil mesafedeki Puerto Linton koyuna varıyoruz. Demirimizi oldukça büyük koyda 12 metre derinliÄŸe salıp 60 metre kaloma veriyoruz. Manzara çok güzel her yer yemyeÅŸil orman . KuÅŸ sesleri ve benim hep uçak sesine benzettiÄŸim maymun kükremesi ortama ayrı bir güzellik katıyor. Biz Colon'a giderken bu koy’un açığından geçmiÅŸtik ve uzaktan koydaki tekneleri görmüÅŸ inÅŸallah geliriz demiÅŸtik. İyiki de gelmiÅŸiz . Burayı çok sevdik. Hollandadan arkadaÅŸlarımız bizi ziyarete gelecekler ve onları da buradan almak üzere yönlendirdik. Koydaki ilk günümde kendime iÅŸ olarak Kozanın altını temizlemeyi seçtim ama maskeyi takıp suya inince gözlerime inanamadım Shelterbay marinada Koza'nın altı bildiÄŸin yeni bir büyük Bariyer resifi olmuÅŸ Tongue Out. Teknenin altında yeni bir hayat baÅŸlamış bazı ufak balıklar (parmağımın yarısı kadar) ben teknenin altını temizlemeye çalışırken resmen bana efeleniyorlar Surprisedburası bizim diyerek. Elimdeki spatula ile kafalarına iki tane çakıp Wink bu teknenin sahibi benim ulan diyorum. Adamlar resmen sahiplenmiÅŸler tekneyi yaaa. Bu resifi teknenin altından temizlemek öyle bir kaç dalışla olacak gibi deÄŸil . Sabahtan öÄŸleden sonraya kadar teknenin yarısını zor kazıyorum ama yorgunluktan da bittim artık. Sesinizi duyar gibiyim hep öyle gezmek yookkk diyorsunuz deÄŸilmi.. He heeee hem gezerim hem de böyle eziyetini çekerim iÅŸte. Bu yorgunluktan sonra iÅŸi zamana yaymaya karar veriyorum ve istifa ediyorum. Varsın yavaÅŸ gidelim azar azar yaparım diyorum.

  ArkadaÅŸlarımızı beklerken hem çevremizi tanımak için geziler yaptık hem de yeni dostlar kazandık. Daha evvel İspanyanın Blear adalarında karşılaÅŸtığımız sahibi Amerikalı olan gulet, Jubilee teknesi ile burada tekrar karşılaÅŸtık ve yeni kaptanı İzmir’den İsmail Tezdiker ve sevgili eÅŸi Gülçin ile tanıştık.Onlar ilk baÅŸta Panamanın Bocas del Toro bölgesinde charter yapmak istemiÅŸler olmayınca kendilerine yeni üs olarak burayı seçmiÅŸler. Tezdiker ailesi ile bol bol misafircilik oynadık ve onları çok sevdik. İsmail bizi Linton da dalış okulu sahibi olan UÄŸur ve Nevin çifti ile tanıştırdı. Hatta Ebru UÄŸur'dan dalış eÄŸitimi alıp sertifikalı dalgıç oldu.

Bir gün yanımıza hello diyerek sevimli biri geldi Kanadalı Paul az ilerimizde demirli 38 feetlik Island Packetin sahibiymiÅŸ. Hemen tekneye davet ettik o ve sevgili eÅŸi İtalyan Daniela ile de çok iyi arkadaÅŸ olduk. Onlar da charter iÅŸi yaptıkları İngiliz Virgin adalarından İrma kasırgası sebebiyle buraya kaçmışlar ve charter ÅŸanslarını burada denemek istiyorlarmış.

Misafirlerimizi beklerken 12 gün su gibi geçti ve  misafirlerimiz  Özüölmez ailesi (biri çocuk üç kiÅŸi) de gelince ver elini San Blas adaları. Bu San Blas adları cennet gibi bir yer demiÅŸtim ya önceki yazılarımda, gerçektende öyleymiÅŸ yaaaa. Her ada ayrı bir güzel. Su üstü ayrı su altı ayrı bir güzel. Bu adalar grubu yaklaşık 340 adadan oluÅŸuyor ve 150 mil uzunluÄŸunda bir alana yayılmış durumda . Bizim daha evvel uÄŸradığımız iki ada ve çevresindeki adalar oldukça turistikler fakat bu iki ada ve çevresindeki adalardan uzaklaÅŸtıkça diÄŸer adalardaki el deÄŸmemiÅŸlik ve doÄŸallığa hayran kalmamak imkansız. Bu adaların sahibi Kuna ırkı çok deÄŸiÅŸik ve ılımlı insanlar. Çok saygılar ve o kadar sessizler ki teknenin yanına geldiklerini bile zor anlıyorsunuz. AÄŸaçtan oyma kanoları ve kürekleri ile gelip bize Istakoz,balık ve el örgüsü Mola satmaya çalışıyorlar. Turistik olan adlarda ıstakozun tanesi 5 dolarken uzaktaki adalarda fiyat 0,5 dolara kadar geriledi. Yanlış okumadınız bir ıstakoz yarım dolar. Tamam biraz ufaklar kabul ama sizce de çok ucuz deÄŸilmi ?

Yukarıda Bolca alışveriÅŸ yaptık dedim ya. İşte onu buralarda bir çok ÅŸeyi bulamayacağımızı bildiÄŸimiz için yaptık. Åžanslıysan ve buluyorsan da birkaç kat para ödemeye hazır olmak gerek. Bazı büyük adalarda bakkal var ama onlarda da çok sınırlı ÅŸeyler var. En bol malzeme Kolombiyadan buraya ticaret için gelen Mavna tipi teknelerde yine. Kolombiyalılar buraya pirinç , yaÄŸ , ÅŸeker , patates, soÄŸan gibi temel maddeler getirip satıyorlar. DönüÅŸte de Kuna’lardan Hindistan cevizi alıp kendi ülkelerine götürüyorlarmış. Zaten Kuna’ların iki geliri var Turizm ve Hindistan cevizi. Çok kısıtlı olarak da ıstakoz yakalayıp Panama City’ye yollarlarmış. Aslında Kuna’lar Panamadan özerkler ve kendi kendilerini yönetiyorlarmış. Hatta Panamadan ayrılıp kendi ülkelerini kurmak istiyorlarmış. Bana göre Panama da bunu bildiÄŸi için buralara hiçbir yatırım yapmamış . Yol ,su, elektrik hiçbir ÅŸey yok. 50-60 kilometrede bir küçük bir havalimanı yapmışlar ve bu havalimanlarına günde bir sefer küçük bir uçak gelip yolcuları Panama City’e götürüyor. Onun haricinde tek vasıta Kuna’ların Lança dediÄŸi güçlü motorlu kayıklar . Bu kayıklar ile seyahat oldukça pahalı (40-50 usd ) yolcularını adalardan toplayıp karayolunun olduÄŸu yere ulaÅŸtırıyor. Oradan sonra taksi varsa taksi yoksa ChickenBus dedikleri otobüsler ile yine Panama city ulaşıyorsunuz . Ben bir ada da hastane de gördüm ama baÅŸka yerde varmı bilmiyorum. Adaları öyle büyük yerler olarak düÅŸünmeyin hepsi bizim Heybeli yada Kınalıada’dan çok daha ufaktır. Kısaca bu iyi niyetli sakin insanlar kendi yaÄŸları ile kavruluyorlar. Bu arada Panama giriÅŸinde ülke giriÅŸ parası  (185 usd) ödediÄŸimiz halde Kuna’lar da ülkelerine girdiÄŸimiz için tekneden 20 usd ve teknede bulunan her kiÅŸi içinde ayrıca 20’ÅŸer dolar alıyorlar ve bu sadece bir aylık para. Gelecek ay oradaysan ve dolaÅŸan görevlilere yakalanırsan aynı parayı tekrar veriyorsun. Ben Panamaya para ödedim dedim görevli orası Panama bizim ülkemize de girdiÄŸin için para vereceksin diyerek bizim 80 doları kaptı.

San Blas adalar grubu yaklaşık 150 millik bir alanı kaplıyor dedim ya iÅŸte bu 150 milin açık denize bakan tarafı neredeyse  tamamıyla resifler ile kaplı diyebilirim. Okyanusun hırçın hali adalar arasına neredeyse hiç ulaÅŸamıyor. Su derinlikleri hiçbir yerde 50 metreyi geçmediÄŸi gibi bir çok yerde de sığlıklar var . O yüzden adalar arasında  dolaşırken çok dikkatli olmakta fayda var zira en ufak hatada gayrimenkul oluverirsiniz. Biz Türkiyeden çıktığımızdan itibaren Navionics haritamızdan bayağı memnunduk. Ne zaman ki buraya geldik Navionics cortladı. Birçok yerde resifleri göstermiyor yada yanlış yerde gösteriyor. O yüzden buralara gelmeden önce Eric Bauhaus’un Panama pilot kitabını edinmek ÅŸart. Adam taaaa Almanyadan gelip buraların kitabını yazmış . Hem de mükemmel yazmış kitap da bir hata bile yok. Biz buraya gelince kitaptaki haritaların taranarak bilgisayara aktarılmış Open CPN  halini bulunca da adalar arasında gözümüz kapalı cirit atmaya baÅŸladık. Bu Open CPN haritalar bir yerde satılmıyor denizciler arasında elden ele dolaşıyor. Bu arada Eric Bauhaus ile de Puerto Linton daki marina da tanışma ÅŸansı yakaladığımızı da gururla söylemek isterim.

Adalar ile ilgili söyleyeceÄŸim kötü üç ÅŸey var Frownbence . Birincisinden yukarda bahsetmiÅŸtim alışveriÅŸ olanakları çok kısıtlı. He bu arada söylemiÅŸ olayım buralarda su bulma ÅŸansınız da yok. Kuna’lar suyunu nehirlerden taşıyor ve içiyorlar. Burada uzun kalmak isteyenler ya iyi bir yaÄŸmur toplama sistemine sahip olacaklar ya da iyi bir su yapıcıya. İkincisi çöplerinizi atacağınız bir yer yok. Biz çöplerimizi biriktirip adaların uygun bir yerinde yakma yöntemi uyguladık. Çöplerimizi yakarken bir yandan da denizin getirdiÄŸi plastikleri toplayıp ateÅŸe atarak küçük de olsa çevre temizliÄŸi yapmaya çalıştık. Bu arada havayı kirlettin demeyin o kadar hata kadı kızında da olur. Üçüncüsü ise yerli halkın ÇİTRA dediÄŸi hayalet sinekler. Abicim bir sinek düÅŸünün hiç görmüyorsunuz ama sizi elek haline getiriyor. Hayvanı daha görmedim inanın ama ısırıldığınızı öyle bir anlıyorsunuz ki her tarafınız kıpkırmızı benek benek oluyor, suçiçeÄŸi dökmüÅŸ gibi. Adalardan birinde yaklaşık bir saat geçirdim geri döndüÄŸümde abartmıyorum bacaklarımda yüzlerce ısırık izi olmuÅŸtu. O saatten sonra bir daha adalara çıkmamaya çalıştım, çıkıyorsam da uzun giysiler kullandım. Hollandadan gelen arkadaşımızı öÄŸle bir sokmuÅŸlar ki iki gün sonra arkadaşın ayağı oldumu sana davul. Bir iki ilaç kullandık baktık hala ayak ÅŸiÅŸmeye devam ediyor. Daha tatilleri bitmeden palas pandıras hastaneye koÅŸturdular. Panama City deki hastanede İki gece yattı bizim zavallı Kıvanç . Tek tesellimiz ufak çocukları vardı adı Mia ona bir ÅŸey olamamasıydı.

Neyse bizim misafirleri kazasız belasız (pek belasız deÄŸil ya ) gönderdikten sonra bizde eski dost Shelterbay Marinanın yolunu tuttuk. Niye mi oraya gidiyoruz Kanal geçeceÄŸiz ya anacım orada kanalcılarla randevumuz var. Onu da artık sonraki yazıda anlatayım.

Hadi hoşcakalın

 

Mayıs ayı harcama dökümü

Panama Kanal Geçişi ve Panama City